Lokma Lokma

Soğan Çorbası

Tüm coşkusuyla ilkbahar geldi bile. Ağaçların çiçek açmasıyla havaların ısınmasıyla enerjimiz yükseliyor, neşemiz artıyor. Ruhumuzu mevsim değişikliğine hazırlarken bedenimize de ilkbahara hazırlamamız bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor.

İşte bu mevsim değişiminde mutfağımın şifa çorbalarından biri de soğan çorbası. Soğan ve sarımsak mucizevi iki sebze, çiğ olarak tüketmek son derece önemli, ama maalesef çiğ olarak çocuklarıma fazla yediremiyorum. Bu nedenle mevsim dönüşümlerinde çorba olarak da seve seve pişiriyorum. Soğan ve sarımsak bağışıklığı günlendiriyor, hücrelerimizi güçlendiriyor.

Soğan çorbası fransız mutfağının klasik tariflerinden biri olmasına rağmen damak tadımızla son derece uyumlu nefis bir lezzet. Üstelik her evde bulunan malzemelerle hazırlanıyor. Sunumuyla da fark yaratıyor.

Ağzınızın tadı eksik olmasın. Afiyet olsun.

Malzemeler:

  • 6 adet orta boy beyaz soğan (soyulmuş ve ince halkalar halinde doğranmış)
  • 4 adet sarımsak (soyulmuş ve doğranmış)
  • 1 litre et suyu (mümkünse ev yapımı)
  • ½ çay bardağı elma sirkesi
  • 1 tutam tuz
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 4 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 3 adet defneyaprağı
  • 4 dal taze kekik (yoksa bir tatlı kaşığı kuru kekik)
  • ½ çay kaşığı karabiber
  • 6 dilim kızarmış ekmek
  • 80 gr rendelenmiş taze kaşar

Yapılışı:

Çorbaların genelinde olduğunu gibi soğan çorbasına lezzetini veren temel malzeme et suyu diyebilirim. Et suyundan hoşlanmayan (vejetaryen yeğenim ve arkadaşlarım gibi) misafirlerim olduğunda sebze suyu ile de lezzetli bir soğan çorbası elde ediyorum.

Orta boy çelik tencereye zeytinyağını koyuyorum. Halka olarak doğradığım soğanları ve ikiye böldüğüm sarımsakları tencereye atıyorum ve tuzu ekliyorum. Yaklaşım yarım saat soğanlar iyice suyunu bırakıp çekene kadar aralarda karıştırarak kısık ateşte pişiriyorum. Soğanların iyice pişmesi ve karamelize olması gerekiyor. Suyunu iyice çektiğinde tereyağını ve toz şekeri ekleyip karıştırıyorum, karamelize ediyorum. Tenceredeki soğanlar kenarlarda koyu kahverengi olduğunda ve sirkeyi ekleyip malzemeyi iyice karıştırıyorum. Isıttığım 1 litre et suyunu tencereye ekliyorum, karabiberi, defneyapraklarını, kasap ipiyle bağladığım maydanoz ve taze kekiği de tencereye katıyorum. Et suyu kaynamaya başladığında altını kısıp yarım saat daha pişiriyorum. Sonra çorbanın tuzunu ve karabiberini kontrol edip gerekirse biraz daha ekliyorum ve altını kapatıyorum.

Çorbayı servis etmeden önce fırını 180 dereceye ayarlıyorum. Fırına girecek kâselerimi kullanmayı tercih ediyorum. Her kâseye bir dilim olacak şekilde ekmekleri kızartıyorum. Bir sarımsağı ikiye bölüp kızarmış ekmeklere kuvvetli bir şekilde sürüyorum. Kâselere çorbaya koyup üzerine birer dilim ekmek yerleştiriyorum, rendelenmiş kaşar peynirini ekmeklerin üzerine ekliyorum ve tepsiyle fırına koyuyorum. Peynir eridiğinde kâseleri fırından çıkarıp sıcak olarak servis ediyorum.

Kâseleri fırına koymak istemediğimde kızarmış ekmekleri tepsiye dizip peyniri üzerlerine paylaştırıyorum ve tepsiyi fırına koyuyorum. Peynir eridiğinde tepsiyi çıkarıp kâselere ekmekleri koyarak servis ediyorum.

Ev Yapımı Et ve Sebze Suyu*

Sürekli gittiğim kasabıma ilikli dana kemiğini parçalatıyorum, büyük bir çelik tencereye kemiklerle birlikte 1 adet pırasayı birkaç parçaya, 1 adet kerevizi dörde bölerek sapı ve yaprakları ile koyuyorum, bütün bir soğan, 1 adet ikiye bölünmüş havucu da ekliyorum. 4 defneyaprağı, 1 tutam maydanoz ve kekiği kasap ipi ile bağlayıp tencereye atıyorum, 1 tatlı kaşığı tuz, 7-8 adet karabiber tanesi ile hepsini 1 saat 15 dakika koyulaşıncaya kadar kaynatıyorum. Üzerinde biriken köpükleri alıyorum. Altını kapatıp soğumaya bırakıyorum. Fazla yağ üzerinde donuyor, yağları kevgir ile alıyorum. Et suyunu süzüyorum ve buzdolabı poşetlerine koyarak deepfreeze’de saklıyorum.

Sebze suyunu da et suyuna benzer şekilde hazırlıyorum. 1 büyük kereviz, kereviz sapı ve yaprağı, pırasa, soğan, havuç, taze maydanoz ve kekiği ip ile bağlayarak tencereye koyuyorum. Bir tatlı kaşığı tuz ve ½ çay kaşığı karabiber ile bir saat kaynatıp sonra süzüyorum. Soğuyunca buzdolabı poşetlerine koyarak deepfreeze’de saklıyorum.

Tarif Kategorileri:

yorum ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

1 2 3 4 5

mide küçültme ameliyatı riskleri
mide küçültme ameliyatı sonrası beslenme
mide küçültme ameliyatı
tüp mide, mide küçültme ameliyatı
Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
Onlarca birbirinden farklı ribon çeşidiyle firmamız, sizlere en kaliteli ürünü en uygun fiyatlardan vermeyi amaçlıyor. Resin ribonlar daha çok sentetik ve plastik etiketler için uygundur. Fiyatları Wax Resine göre daha pahalıdır. Resin ribon en dayanıklı ribon çeşididir. Aşınmaya, kimyasallara ve yüksek ısıya maruz kalacak etiketlerde tercih edilir.Tekstil baskılarında en ağır yıkamalara dayanıklı ribon olan resin ribon alkol testinde de çıkmamaktadır. Resin ribonla polyester, polimid, polipropilen ve polietilen etiketlere baskı yapmak mümkündür. Reçine oranı diğer türlere kıyasla en yüksek seviyededir. Karışımında karbon, bazı kimyasallar, reçine ve balmumu kullanılır. Wax Resin ribonlar adından da anlaşılacağı üzere wax ile resin kalite ribon arasındadır. Fiyat olarak wax ribonların ortalama olarak 2 katı fiyatında resin ribonların ise yarı fiyatındadır. Bazı barkod yazıcılar normalde kağıt bazlı etiketler üzerine baskı için wax ribon kullanılması gerekiyorken wax resin ribona ihtiyaç duyarlar. Bu durum barkod yazıcının baskı kafası ile alakalıdır. Wax ribon, genel amaç ile ekonomik olarak termal transferi yapılmasını sağlayan ribon çeşididir. Kağıt bazlı etiketlere baskı alırken kullandığımız wax ribonlar uygun fiyatları ile de baskı maliyetini düşüren ribon çeşididir. Plastik bazlı etiketler hariç diğer tüm etiketlerin %90′ ına yakınına wax ribon ile baskı alabilirsiniz.